Fehmi Koru: Sandık nasıl ‘darbe’ olur, yoksa kast edilen seçimin mevcut iktidara darbe vurması ihtimali midir?

* Fehmi Koru

Yanlışım varsa lütfen düzeltilsin.

İki hafta sonra -14 Mayıs’ta- yapılacak seçim aslında normal zamanından bir ay önceye alınmıştı, öyle değil mi?

“Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı günde yapılır” diyen (m. 77) Anayasa’ya göre, seçimin 18 Haziran tarihinde yapılması gerekiyordu çünkü.

AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Anayasa’da kendisine tanınan (m. 116) yetkiyi kullanarak, seçimin tarihini bir ay erkene -14 Mayıs tarihine- çekmişti.

Zamanında yapılsaydı, 18 Haziran’da sandığa gidip oy kullanacaktık; Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle istediği için oyumuzu 14 Mayıs günü kullanacağız.

Durum buysa, içişleri bakanı Süleyman Soylu’nun “14 Mayıs 2023, Türkiye’yi tasfiye etmeye yönelik hazırlıkların her birini bir araya getirerek oluşturabilecek siyasi darbe girişimidir” cümlesi ne anlama geliyor olabilir?

Zamanında yapılsaydı, yani anayasada öngörülen tarihte -18 Haziran’da- sandık başına gidecek olsaydık, seçim ile ‘darbe’ arasında ilişki kurulmayacaktı da, tarih bir ay önceye çekildiği için mi böyle bir cümle kurabildi içişleri bakanı?

Yoksa, hangi tarihte yapılırsa yapılsın, seçim yine de ‘darbe’ özelliğine sahip mi olacaktı?

Seçimi, yani sandık başına gidip ülkeyi kim/ler/in yöneteceğini oylarımızla belirlememizi, ‘darbe’ haline getiren ne olabilir?

Aklıma gelen bu ve benzeri sorulara gri beyin hücrelerimi kullanarak cevap bulamadım.

Bu alanda yalnız olmadığımı bir muhabirin –Gerçek Gündem’den Filiz Gazi’nin- Cuma namazı çıkışında bakan Soylu’ya görüşünü açıklama fırsatı vermeyi amaçlayan sorular yöneltmesinden anladım. 

Amerika… Afganistan…

Ve darbe…

Gelin de bu muammayı çözün bakalım…

Seçimin tarihini erkene aldıran Amerika mıydı?

Oyumuzu nasıl kullanırsak kullanalım, sandıktan oylarımızla nasıl bir sonuç çıkarırsak çıkaralım, Amerika’nın istediği istikamette mi davranmış olacağız ve bakanın ‘darbe’ tespiti yerine gelmiş olacak?

Bir kez daha cumhurbaşkanı adayı olarak seçime katılma başarısı göstermiş Tayyip Erdoğan yeniden cumhurbaşkanı seçilse, genel başkanı olduğu AK Parti de, küçük ortakları MHP, Yeniden Refah ve HÜDA-PAR partileriyle birlikte, Meclis’te milletvekili çoğunluğunu kazansa seçim ‘darbe’ olmayacak, diğer üç adaydan biri cumhurbaşkanı seçilse ve Meclis’te çoğunluk şimdinin muhalefet partilerine geçse mi sandıktan çıkan sonuca ‘darbe’ diyeceğiz?

Erdoğan ve Cumhur İttifakı mı, Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı mı? Hangisi ‘darbe’ ile ilintilendirilebilir?

Önemli bir sorum da şu: Amerika sandık sonucunu nasıl etkileyebilecek?

Ve dahi daha önemli soru: Türkiye ile Afganistan arasında nasıl bir ilişki kurulabiliyor?

Erdoğan-AK Parti iktidarının devamı ile mi Afganistan olacağız, Kılıçdaroğlu ve muhalefet partilerinin iktidarı ile mi?

Ben bu sorulara mantıklı cevaplar bulamadım.

Muhabirin görüşünü açıklama fırsatı tanımayı amaçlayan sorularına verdiği cevaplardan, içişleri bakanı Soylu’nun da, kendi tespitiyle ilgili kafasının karışık olduğu sonucunu çıkardım.

Seçim ile ‘darbe’ arasında ilişki kurulan cümle öylesine söylenmiş bir söz gibi geldi bana…

Yoksa kast edilen AK Parti iktidarının bu seçimden darbe alarak çıkması mıdır?

Her seçimden genellikle oylarını artırarak çıkmıştı AK Parti. Tek istisna Meclis çoğunluğunu kaybetmesine yol açan ve bu durumdan kurtulmak için altı ay sonra seçimin tekrarlandığı 7 Haziran 2015 seçimidir. 

En son 2018’de yapılan genel seçimde AK Parti %42.56 oranında oy almış, oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı MHP’nin %11.10 oyunun da eklenmesiyle, oy oranı %33.94’te kalmış Millet İttifakı karşısında iktidarını sürdürme imkanına kavuşmuştu.

Bu defa aynı sonucun alınamayacağı ve iktidarın 21 yıl sonunda sandıkta darbe alacağı beklentisi var.

Son kamuoyu yoklamaları bu ihtimalin her geçen gün biraz daha güçlendiğine işaret ediyor.

İktidardaki parti/ler/in sandıkta darbe alması seçmenin farklı bir iktidara yol açacak şekilde oy kullanmasıyla mümkün olabilecek. 

Afganistan gibi ülkelerde iktidarlar seçimle değişmiyor, oralarda silah gücü devreye giriyor. İktidarların seçimle değiştiği ülkeler, demokratik ülkeler.

Çok partili sisteme geçildiği ve seçimlerin ilk kez adil biçimde yapılabildiği 1950 sonrasından bu güne Türkiye de demokratik ülkeler arasında sayılıyor.

İktidarın ister devamıyla veya ister değişmesiyle sonuçlansın, yani sandık nasıl tecelli ederse etsin, Türkiye, önümüzdeki seçimde de demokrasinin gereğini bir kez daha yerine getirmiş olacak. 

Afganistan olmayacak.

Vatandaşlar sandığa gittiklerinde ABD’den yönlendirilerek oy kullanmayacak.

Sandıktan çıkacak sonuç hiçbir biçimde ‘darbe’ denilebilmesini hak etmeyecek.

En başta “Yanılıyorsam lütfen düzeltilsin” demiştim.

Yanılıyor muyum?

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

Fatih’te, İstanbul İlim ve Kültür Vakfını ziyaret eden Soylu, burada yaptığı konuşmada, 15 Temmuz darbe girişimi ile 14 Mayıs seçimlerini kıyasladı.” />

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir