‘Yeni doğan bebek doktorun elinden düşerek öldü’ iddiasına çifte soruşturma

yeni dogan bebek doktorun elinden duserek oldu iddiasina cifte sorusturma 7id8CMPU.jpg

“`html

Kırklareli’de Doğum İhmalinde Bebek Kaybı: Aile Hukuki Süreç Başlattı

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde yaşayan T.Z., doğum sancıları başladığında yönlendirildiği Edirne’deki üniversite hastanesinde, iddiaya göre dikkatsizlik nedeniyle bebeğini kaybetti. Doğumun hastanenin servis odasında gerçekleştiğini belirten T.Z., “Sancılarımı hissederken 2 dakikada bir şiddetli ağrılarım oluyordu. Doktorlar ’Bu doğal, doğum sancısı değil’ dediler ve 3 saat boyunca sancı çektim. Ertesi sabah, kendimi ayağa kalkarken buldum ve bebek bacaklarımın arasında aşağı kaydı. Bebek hareket ediyordu; ancak doktorun elinden kayıp yere düştü. Ertesi gün bebeğimin öldüğünü öğrendim.” dedi. Bu durumu öğrenir öğrenmez normal kontrolleri yapan doktoruyla görüşen T.Z., doktorunun kendisine, “Akciğerinde sıvı gördüm ama söylemedim” şeklinde bir açıklamada bulunduğunu aktardı. Ailenin avukatı Hüseyin Oğulcan Yılmaz, “Bu olay tümüyle bir ihmal zinciri. Müvekkilimin doğumu ameliyathane yerine servis odasında gerçekleştirmek zorunda kaldığını anlatıyor. Tanıklar bebeğin ağladığını duydu” şeklinde ifade etti. Ailenin şikayeti üzerine hastane ve savcılık soruşturma başlattı.

Anne Adayının Yaşadığı Olaylar

T.Z., Lüleburgaz’daki özel bir hastanede gebelik takibi yaptırdı. 32’inci haftasına geldiğinde yüksek tansiyon problemi nedeniyle üniversite hastanesine sevk edildi. Doğumun güvenli olabilmesi için heyetin toplanacağını öğrendi. Ancak hâlâ sancıları başladığında tekrar aynı hastaneyi arayıp yardım istemesine rağmen, onu tatilde olan doktoru ile görüştüremediler. Bunun üzerine T.Z. ve eşi E.Z., ambulans hizmeti verilmediği için yaklaşık 80 kilometre uzaklıktaki üniversite hastanesine kendi araçlarıyla gitmek zorunda kaldılar. Üniversite hastanesinde hiçbir cihazla takip edilmeden ‘karın ağrısı’ teşhisiyle servis odasına alındı ve doğumunu burada gerçekleştirdi. Doğum sırasında bir doktor geldiğinde bebek düşüp gitti. T.Z., bebeğini doğum sonrası hiç göremediğini, kayıtlarda ise ‘ölü doğum’ olarak geçtiğini ifade etti. Raporlara göre, bebeğin akciğer probleminin olduğunu bu durumu ilk kez ölüm raporunda gördüğünü belirtti.

‘Bebek İddia Edildiği Gibi Yaşıyordu’

Refakatçi olarak bulunan anne S.Z. ve N. Y., doğum sonrası bebeğin hareket ettiğini ve ağladığını duyduklarını ifade etti. Epikriz raporunda, doğumdan sonraki 10 saniye içinde müdahale edildiği, diyafragma hernisi şüphesiyle bebeğe oksijen verildiği yazıyordu. Saat 13.41’de bebeğin yaşamını yitirdiği, aileye bildirildi. Aile, doğumun servis odasında gerçekleştiğini ve doktorların sonradan geldiğini öne sürdü. Ayrıca, hastane kayıtlarının ve kamera görüntülerinin incelenmesini talep etti. İddialara göre, plasentanın çıkarılması için ameliyathane yerine kontrol odasına götürülen T.Z., yüksek tansiyon ve baygınlık durumu nedeniyle sedasyon yapılmadan bekletildi. İki saat sonra sedasyonla ameliyat gerçekleşti. Aile, muayenesinin kanlar içinde koridorda yapıldığını öne sürdü. Aile, 26 Ağustos’ta hem özel hastane hem de üniversite hastanesi hakkında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu ve o geceye ait tüm kamera kayıtları ile telefon görüşmelerinin dökümünü talep etti.

‘Ambulans Talebine Rağmen Kendi Aracınızla Gitmelisiniz’ Denildi

T.Z., gebelik süresince Lüleburgaz’daki özel hastanede takip edildiğini anlatarak, “Özel hastanede kontrollerim yapılıyordu. Bir akşam kanamam oldu. Yolda suyum geldi. Acil durumu gören hemşireler ‘3 santim açılma var’ dediler. O sırada kendi doktorum yoktu. Hiçbir şekilde ulaşmayı istemiyordu. İcapçı doktorla telefonla görüştüm ve ‘Haftan küçük olduğu için sevk edilmelisin. Orada yoğun bakım var’ denildi. 32’nci hafta içindeydim. Ambulans talep edilmedi, ‘Kendi aracınla git’ dediler. ‘Bebek güvenle seninle gitsin, burada yoğun bakım yok’ dediler” dedi.

‘3 Saat Boyunca Sancı Çektim ve Sert Tavırlarla Karşılaştım’

Sevk edildiği hastanede karşılaştığı muameleleri anlatan T.Z., “Gittiğimde ‘Neden geldin?’ gibi sert tavırlarla muhatap oldum. Yolda aradığımda zor bir şekilde muayene edileceğimi söylediler. ‘Karın ağrısı, bu bir doğum sancısı değil’ dediler. Çok güçlü sancılarım vardı, 2 dakikada bir geliyor ve bağırıyordum,” diyerek yaşadıklarını dile getirdi.

‘Doğumda Bebek Doktorun Elinden Kaydı’

T.Z., “Üç saat sancı çektim ve sabah 06.00 civarında bebeğin aşağı kaydığını gördüm. Hemşireler odaya geldi. Bir anda bebek doktorun elinden kayıverdi ve yere düştü. Açıkça bebek hareket ediyordu. Annem ve kayınvalidem de bebeğin ağladığını duydu,” ifadelerini kullandı.

‘Bebeği Yaşarken Görmedik’

Müdahale sürecini de anlatan T.Z., “Koridordaki herkesin içinde yarı çıplak şekilde yan taraftaki odada tedavi edildim. Sonrasında ameliyathaneye indim orada müdahale oldu. Özel saatler içinde bebeği görmem gerektiği söylendi. Eşim yukarı gitti, ancak bebeğimizin öldüğü duyuruldu. Bebeği yaşarken göremedik,” dedi.

‘Adalet İçin Tüm Hukuki Yollara Başvurdum’

Olay sonrası hukuki süreç başlattığını söyleyen T.Z., “Adaletin sağlanması için mücademe devam edeceğim. Bebeğimin rahatsızlığı 18’inci haftadan önce tespit edilmeliydi, ama ben 23’te gitmeme rağmen sorun bildirilmedi. Bu durum bırakın tıbbi hatayı, parentese bile konulmaz bir vaka,” diye konuştu.

‘İhmallere Dikkat Çekiliyor’

Avukat Yılmaz, T.Z.’nin başından geçen sürecin bir dizi ihmal zinciri olduğunu vurgulayarak, “Özel hastanede takip edilen süreç, hekimlerinin uzun izinlerde bulunması ile sekteye uğramıştır. Bebeğin sağlıklı bir doğumla dünyaya gelmesi gerekirken, neden cihaz eksikliği sebebiyle ameliyathane yerine servis odasında doğum yapılması gerekmektedir?” diyerek soru sordu.

‘Tüm Delilleri Sunarak Adalet Bekliyoruz’

Yılmaz, “Müvekkil her ne kadar izlenmelere maruz kalmış olsa da, sorumluluktan kaçan özel hastanelerin ısrarla onları yönlendirdiği ortadadır. Tüm delilleri toplayarak adaletin yerini bulması için başvurularımızı yaptık. Diğer annelerin de benzer acılar yaşamaması adına hukuki süreç titizlikle yürütülmektedir,” dedi.

Disiplin Soruşturması Devam Ediyor

Ailenin yaptığı suç duyurusu sonrasında Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı konuyu araştırmaya aldı ve ‘görevsizlik kararı’ verdi. Dosya, üniversitenin Tıp Fakültesi Dekanlığına devredilerek disiplin soruşturması başlatıldı. 18 Eylül tarihli yazıda, olayla ilgili sürecin sürdüğü ifade edildi.

“`