83 Gündür Cezaevi’nde Olan Gazeteci Merdan Yanardağ İçin Dayanışma Gecesi Düzenlendi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde 83 gündür tutuklu bulunan Tele1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ için düzenlenen dayanışma gecesine katıldı. Kılıçdaroğlu, “Ülkenin aydınları ellerindeki meşaleye toplumları aydınlatırlar ama aydınların bu tarihsel sorumluluğun yanında ciddi zorlukları da vardır çünkü aydınlanmaya karşı olanlar önce o ülkenin aydınlarını yok etmek isterler. O nedenle Merdan Yanardağ içeride. Dışarıdaymışız gibi görünmekle beraber aslında hepimiz yarı açık bir cezaevindeyiz. Bu ülkenin aydınları, bu ülkenin siyasetçileri karanlığa karşı mücadele ederlerse her türlü karanlığı yener ve ellerindeki meşaleyle toplumu, zihinlerimizi, düşüncelerimizi aydınlatırlar. Bu aydınlardan birisi de Merdan Yanardağ” dedi.

İstanbul Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde 83 gündür tutuklu bulunan Tele1 TV Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ için bugün dayanışma gecesi düzenlendi. Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’ndaki geceye CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı Turgut Koçak, Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Türkiye Komünist Hareketi (TKH) Genel Başkanı Aysel Tekerek, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı İlay Aksoy, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) CHP Grup Başkanvekili Tarık Balyalı, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütü ile sendika temsilcileri, gazeteciler ve çok sayıda yurttaş katıldı. Dayanışma gecesinde konuşan CHP lideri Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“DIŞARIDAYMIŞIZ GİBİ GÖRÜNMEKLE BERABER ASLINDA HEPİMİZ YARI AÇIK CEZAEVİNDEYİZ”

“Bir ülkeyi ileriye taşıyan o ülkenin aydınlarıdır. O ülkenin aydınları ellerindeki meşaleyle toplumları aydınlatırlar ama aydınların bu tarihsel sorumluluğun yanında ciddi zorlukları da vardır çünkü aydınlanmaya karşı olanlar önce o ülkenin aydınlarını yok etmek isterler. O nedenle Merdan Yanardağ içeride, o nedenle milletvekili içeride, o nedenle aydınlarla beraber geçmişte bu ülkenin aydınlığı için mücadele edenler de içeride; gazeteciler içeride, avukatlar içeride, 80 yaşını aşkın generaller içeride. Dolayısıyla hep beraber mücadeleyi sürdüreceğiz. Mücadelenin koçbaşlığını bu ülkenin aydınları ve bu ülkenin gençleri, bu ülkenin kadınları yapacak. Siyaset kurumunun da burada ciddi sorumluluğu var ve yükümlülükleri var ama hiç unutulmaması gereken temel bir kural var, cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmadığımız sürece bize bir gelecek ufku yoktur. Geleceği yakalamanın yolu da dirençle çalışmaktır. Bütün baskılara direnmektir, bütün baskıları yok etmektir ve ülkenin aydınlığa çıkması için beraber ve birlikte mücadele etmektir. Zor bir süreçten geçtiğimizi biliyorum. Dışarıdaymışız gibi görünmekle beraber aslında hepimiz yarı açık bir cezaevindeyiz. Yazarların bile rahatlıkla yazamadığı, resimlerin bile, karikatürlerin bile rahat çizilemediği bir ortamdayız. Yarı açık cezaevinde olmakla kapalı cezaevinde olmak arasında çok büyük bir farklılık yok ama bu ülkenin aydınları, bu ülkenin siyasetçileri karanlığa karşı mücadele ederlerse her türlü karanlığı yener ve ellerindeki meşaleyle toplumu, zihinlerimizi, düşüncelerimizi aydınlatırlar. Aydınların böyle bir sorumluluğu var. Bu aydınlardan birisi de Merdan Yanardağ.

“DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNE TAHAMMÜL EDEMEYENLER, MEDYAYA BASKI YAPANLAR EN BÜYÜK KORKAKLARDIR”

Hiç kimse bizi yıldıramaz. İnandığımız yolda ve inandığımız davada azimli ve kararlı yürürsek, birlikteliğimizi bozmazsak ve biz birlikte olduğumuz çemberi büyütürsek Türkiye’yi aydınlığa çıkarırız. Düşünce özgürlüğüne tahammül edemeyenler; radyolara, televizyonlara, gazetelere yani medyaya baskı yapanlar aslında dünyanın en büyük korkaklarıdır çünkü korkak olmasalar düşünce ışığından korkmazlar. O nedenle baskı yapacaklardır ama baskılara karşı direneceğiz, baskılara karşı daha güçlü olacağız. Umutsuzluğu zihninde taşıyan insanların bir gelecek hayali yoktur. Umutsuzluğu yenmek her aydının ve bu ülkenin yaşayan ve özgürlük isteyen herkesin temel hedefi olmalıdır. Bizler mücadelemizi ve meşalemizi büyüttüğümüz sürece göreceksiniz, bütün zorlukları hep birlikte yeneceğiz. Feriştahları gelse bize bir geri adım attırmayacaklardır. Bu konuda kararlıyız ve gücümüzü de sizden yani halktan alıyoruz.

“EĞER SİZ AF YETKİNİZİ İNSANİ NEDENLERLE DEĞİL DE İDEOLOJİK NEDENLERLE KULLANIRSANIZ, BU ÜLKEYİ TARAFSIZ YÖNETMİYORSUNUZ DEMEKTİR”

Anayasa der ki, ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ bu kadar açık. Ama bu ülkede basının, radyoların, televizyonların özgürce yayın yaptığını kim söyleyebilir. Var olan kurumlar bir anlamda infaz kurumları olarak görevlerini yapıyorlar. Yargı, yargı olmaktan çıkmış. Bu konuda bugüne kadar tanık olmadığımız pek çok yolsuzluklara yargıçların ve savcıların nasıl dahil olduğunu görüyoruz, hak arayanların nasıl mağdur edildiğini görüyoruz, eşi ve iki çocuğu öldürülen bir annenin adalet arayışına hep beraber tanık oluyoruz. Bizler yani bu ülkenin aydınları ve siyasetçileri asla geri adım atmayacağız. Böyle bir amacımız, böyle bir düşüncemiz asla ve asla olmayacaktır. Bedel mi ödemek? O bedeli ödemeye her zaman hazırız, her zaman hazır olacağız. Yeter ki bu ülkenin insanları geleceğe güvenle bakabilsinler. Bütün hedefimiz bu.Eğer siz af yetkinizi insani nedenlerle değil de ideolojik nedenlerle kullanırsanız, birilerini affederken aynı pozisyondan daha ağır koşullarda hapishanelerde yatan insanları eğer affetmiyorsanız siz bu ülkeyi tarafsız yönetmiyorsunuz demektir. Var olan iktidarın yani saray iktidarının ahlaki ve siyasi meşruiyeti yoktur. Bu meşruiyetsizliğe karşı hep beraber mücadele edeceğiz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir